Günümüzün
en büyük dertlerinden biri de zorbalık, hatta dilimize bile bu sözcükten
türetilen zorbalamak eylemi yerleşmiş durumda. İşte böyle hassas bir toplumsal
konuyu kimseye parmak sallamadan, ders verici bir üsluptan sıyrılarak ele
almayı başarmış Dilge Güney Tudem’den yayımlanan “Kayıp Kulak Vakası” adlı kitabında.
Kitabın
ana karakteri ailesinden yeterli ve sağlıklı ilgiyi göremeyen 11 yaşındaki
Vivi, okulda da kulaklarından dolayı alaylar ve hakaretlerle boğuşmaktadır.
Çareyi kulaklarını saklamakta bulur ancak okulun müdür yardımcısı Vivi’nin ailesini
okula çağırıp okulunda kulaksız bir öğrenciyi istemediklerini, ertesi güne dek
ailenin Vivi’nin kulakları olduğunu kanıtlamasını ister. Anne ve baba Vivi’nin
kulakları olduğunu kanıtlama derdine düşerken bizler de meselenin “kulak”tan
daha ötesinde bir sorun olduğunu görüyoruz.
Ailelerin
kendi dertlerine düşüp çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramaması, çocukların
birbirlerine acımasız davranması, eğitimcilerin sorunları empati anlayışından
yoksun çözmeye çalışmaları gibi sıkıntılı konuları her zamanki gibi kimseyi
incitmeden, en önemlisi de ders vermeye çalışmadan, artık kendini kanıtlamış ve
her yapıtında çizgisini aşarak ilerleyen üslubuyla başarılı bir şekilde vermeyi
başarmış Güney. Hem çocukların hem de gençlerin seviyesine, edebi nitelikten
ödün vermeden inip onları yukarıya taşımayı başarabilmek de çok önemli bir
meziyet.
Bir çocuk
romanı olduğuna takılmayın; tüm yetişkinlerin “bile” demeyeceğim, “mutlaka” okuması
gereken bir kitap Kayıp Kulak Vakası. Özellikle ebeveynlerin üzerinde düşünüp
ders çıkararak okumalarını diliyorum.
Kayıp
Kulak Vakası, Dilge Güney, Tudem, İzmir, 2024.
